Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy, ülkedeki ekonomi yönetiminin ciddi bir kriz ve dağınıklık yaşadığını öne sürerek, sorunların yalnızca bütçe dengeleriyle çözülemeyeceğini söyledi. Kanal Sim'de Serhat İncirli'nin programına konuk olan Akansoy, üretim, istihdam, gelir dağılımı ve halkın yaşam koşullarını bir arada gözeten yeni bir ekonomik anlayışa ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Vergi sistemi, kamu maliyesi, yatırımlar ve ekonomik sektörlerin birbiriyle bağlantılı biçimde yönetilmesi gerektiğini belirten Akansoy, ekonomi politikasının merkezinde kamu yararı, sosyal adalet ve alım gücünün korunmasının yer alması gerektiğini ifade etti. Mevcut sorunların geçici önlemlerle aşılamayacağını dile getiren Akansoy, kaynakların toplanması, kullanılması ve toplum kesimleri arasında paylaştırılmasının temel bir siyasi tercih olduğunu, kamu yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve etkin denetimin vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Adil bir vergi yapısı, kayıt dışılıkla mücadele, rekabetin korunması ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması çağrısında bulundu.
Hayat pahalılığıyla mücadelenin fiyat denetimleriyle sınırlı kalamayacağını söyleyen Akansoy, piyasa denetiminin yanında üretim kapasitesinin artırılması, ithalata bağımlılığın yönetilmesi ve ücretlilerin alım gücünün korunması gerektiğini belirtti. Büyümenin tek başına yeterli olmadığını, toplumsal refaha dönüşmesi ve geniş kesimlere adil biçimde yansıması gerektiğini de ekledi.
Kamu maliyesindeki yaklaşık 50 milyar liralık açığa da değinen Akansoy, finansman baskısının göz ardı edilemeyeceğini, ancak borçlanmanın tek başına çözüm olmadığını söyledi. Kamu gelirlerinin güçlendirilmesi, harcamaların önceliklere göre düzenlenmesi ve israfın önlenmesi gerektiğini vurgulayan Akansoy, "Mali disiplinin bedeli dar gelirli kesimlere, ücretlilere ve emeklilere yüklenemez. Önemli olan kamu kaynaklarını adil biçimde toplamak, toplumsal ihtiyaçlara göre kullanmak ve ekonominin üretim kapasitesini artırmaktır" dedi. Akansoy, özel sektör çalışanlarının çalışma koşullarının ve iş güvencesinin iyileştirilmesinin de ekonomi politikasının parçası olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye ile ekonomik ilişkiler konusundaki tartışmaları da değerlendiren Akansoy, ülkenin geleceğinin dış kaynak beklentilerine bağlanamayacağını, kendi gelirini üreten ve önceliklerini kendisi belirleyen bir yapının zorunlu olduğunu söyledi. Altyapı yatırımları gibi alanlarda iş birliğinin değerli olduğunu belirten Akansoy, "Türkiye ile iş birliği yapmak ile kendi kendini yönetmek arasında bir çelişki yoktur. Asıl mesele, bu ilişkileri kendi ekonomik ve toplumsal hedeflerimiz doğrultusunda kurabilmektir" ifadelerini kullandı.
Kıbrıs sorununa ilişkin olarak ise Akansoy, Cumhurbaşkanı'nın çözüm iradesinin desteklenmesi ve somut siyasi adımlar atılması gerektiğini söyledi. Gelişmelerin yalnızca Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları üzerinden okunamayacağını, bölgesel ve küresel gelişmelerin, uluslararası hukukun aşınmasının ve Türkiye'nin iki devletli çözüm politikasının birlikte ele alınması gerektiğini belirten Akansoy, federal çözümün Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitlik temelinde güvenli ve dünyayla bütünleşmiş bir geleceğe ulaşması hedefi doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in ada ziyaretini önemli bir fırsat olarak nitelendiren Akansoy, ziyaretten somut sonuç çıkmamasını ciddi bir kayıp olarak gördüğünü, Guterres'in Crans-Montana sürecini yaşamış olmasının avantaj olduğunu ve kolaylaştırıcı rolünü daha etkin kullanması gerektiğini söyledi.