Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri ve Lefkoşa Milletvekili adayı Cansu N. Nazlı, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik tartışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, kürsü dokunulmazlığının demokratik bir güvence olarak korunması gerektiğini, ancak sıradan yurttaşların ifade özgürlüğünün de en az milletvekillerininki kadar güvence altına alınması gerektiğini savundu. Nazlı, ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlayan yasal hükümlere karşı sokakta sürdürülen mücadeleyi Meclis'e taşıyacaklarını açıkladı.
Dokunulmazlık tartışmalarında kürsü dokunulmazlığının korunması gereken bir değer olduğu konusunda geniş bir uzlaşı bulunduğunu belirten Nazlı, milletvekillerinin Meclis kürsüsünde dile getirdikleri görüşler nedeniyle cezai soruşturmayla karşılaşmaması ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi gerektiğini kaydetti. Nazlı'ya göre kürsü dokunulmazlığı, fikir ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası.
Nazlı, öte yandan kendilerini rahatsız eden yorumlar yapan yurttaşların ve eleştirel haberler yapan ya da gizlenmek istenen gerçekleri gün yüzüne çıkaran gazetecilerin ceza mahkemelerinde yargılanmasını bugün en çok bakan ve milletvekillerinin talep ettiğini öne sürdü. Bu tutumu eleştiren Nazlı, "Kendilerine yöneltilen ağır sözlerden en çok rencide olan onlar, bir tek onların ailesi var!" ifadesini kullandı.
Siyasetçilerin aldıkları kararlarla halkın geçiminden konutuna, işinden çocuklarının geleceğine kadar hayatın her alanına doğrudan etki ettiğini vurgulayan Nazlı, bu kararları eleştiren yurttaşların polise çağrılırken kararları alanların söz ve eylemlerinden muaf tutulmasına tepki gösterdi. Gazetecilerin mesleki faaliyetleri kapsamında hazırladıkları haber ve yazılar yüzünden, yalnızca siyasetçileri rahatsız ettikleri gerekçesiyle hapis istemiyle yargılanmasını da kabul edilemez buldu. Nazlı, "Kimseyi zorla siyasete sokmuyorlar. Kimseyi cebir yoluyla vekil, bakan yapmıyorlar" diyerek, eleştirinin muhatabı bir bakan ya da milletvekili olduğunda yurttaş ve gazetecilerin daha güçlü bir korumaya sahip olması gerektiğini dile getirdi.
Açıklamasında kaldırılmasını istediği yasal düzenlemeleri de sıralayan Nazlı, Türkiye'de en çok kişinin cezaevine girmesine yol açan suç olarak nitelendirdiği cumhurbaşkanına hakaret hükmünün ve kitap bulundurmayı suç sayan, çağ dışı olarak tanımladığı düzenlemelerin mevzuattan çıkarılması çağrısında bulundu. Nazlı ayrıca masumiyet karinesiyle bağdaşmadığını ve özellikle gazetecileri hedef aldığını söylediği 23B maddesinin, zem ve kadih hükümlerinin ve yazı nedeniyle ağır hapis cezası öngören askeri suç düzenlemelerinin de yürürlükten kaldırılması gerektiğini ifade etti.
Bu hükümlerin kaldırılması için yürütülen mücadeleyi herhangi bir makam hesabı gütmeden ve "kimseyi ürkütme" kaygısı taşımadan Meclis'e taşıma sözü verdiklerini belirten Nazlı, yasaların devleti, cumhurbaşkanını, bakanları ve milletvekillerini yurttaşa karşı korumak için değil, ifade ve basın özgürlüğünü korumak için var olduğunu vurguladı. Nazlı, açıklamasını "Özgürlük her zaman muhalefetin özgürlüğüdür! Muhalefetin özgürlüğünü Meclis'te savunmaya adayız!" sözleriyle noktaladı.