Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, Kıbrıs sorununda bir anlaşmaya hem çok uzak hem de çok yakın olunduğunu söyledi. Holguin, çözümün bizzat Kıbrıslıların elinde olduğunu vurgulayarak, "Bizler sadece destek verebilir ve başarmalarına yardımcı olma çabasına bağlı kalabiliriz" dedi.
Holguin, anlaşmaya uzak olunmasının nedenini, kapsamlı bir çözüm için aşılması gereken zor meseleleri ciddiyetle ele alacak yeterli siyasi iradenin bugün bulunmaması olarak açıkladı. Anlaşmaya yakın olunmasının sebebinin ise her iki tarafın da kendi çıkarlarını bilmesi ve bunların nasıl uzlaştırılabileceğinin farkında olması olduğunu kaydetti. Liderler arasındaki görüşmelerin geçiş kapıları ve diğer Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) konusunda ilerleme sağlamadığını belirten Holguin, olası bir müzakere sürecinden önce gerekli olan yöntem konusunda uzlaşmaya yönelik adım da atılmadığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın sözünü ettiği 7 öneri ile Rum lider Nikos Hristodulidis'in 19 önerisine ilişkin soruya Holguin, liderlerin 4, 5, 7, 10 ya da 19 öneriden söz edebileceğini, ancak asıl meselenin sayı değil, liderlerin bu önerilerin bir kısmı ya da tamamı üzerinde uzlaşıp bunları hayata geçirecek kapasiteye ve siyasi iradeye sahip olup olmadığı olduğunu söyledi. Liderlerin kararlarında siyasi hesapların belirleyici olduğuna dikkat çeken Holguin, mevcut tablonun değişmesinin birleşik bir Kıbrıs'ta birlikte yaşamanın bu hesaplardan daha ağır basmasına bağlı olduğunu savundu.
Rum tarafından adada sürekli bulunmadığı gerekçesiyle eleştirilmesine de yanıt veren Holguin, ikili görüşmelerin amacının liderlere baş başa ve özgürce tartışma imkânı tanımak olduğunu, bu nedenle görüşmelerde yer almasının ya da Kıbrıs'a yerleşmesinin gerekmediğini söyledi. "Rolüm taraflar arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmaktır. Misyonum, ilerleyebilmeleri için ortak zemin bulmalarına yardımcı olmaktır. Diyaloğun bir parçası olmadığım gibi müzakerelere de bizzat katılmıyorum" diyen Holguin, iki toplumun acı verici geçmişe değil kendilerini birleştiren şeylere öncelik vermesini umduğunu ve Kıbrıslıların ortak bir gelecek kurma kapasitesine inandığını dile getirdi.
Pratik iş birliği, siyasi irade ve sürecin "Kıbrıs aidiyetli" olmasının çözüm için önkoşul olduğunu vurgulayan Holguin, 9 Kasım'daki üçlü görüşmenin liderlerin tartıştığı girişimlerde uzlaşıya varılmasını teşvik etmesini dilediğini söyledi. Son aylardaki liderler görüşmelerini olumlu karşıladığını ve doğrudan diyaloğun her zaman yararlı olduğunu belirten Holguin, eylemlerin sözlerden daha önemli olduğunu hatırlatarak bu görüşmelerin mevcut durumu değiştirecek siyasi iradeyi ortaya koymadığını, liderleri GYÖ'leri uygulamaya teşvik etmeyi bu yüzden sürdürdüğünü kaydetti.
Müzakerelerin yeniden başlamasının iki tarafa bağlı olduğunu ve son kararın onlara ait olduğunu belirten Holguin, bugünkü durumun 2024'ten farklı olduğunu, tarafların bölünmüşlüğü sona erdirebilecek müzakereler için gerekli koşulları oluşturmaya çalıştığını söyledi. Uzun yıllardır süren çözüm arayışındaki başarısızlıkların hayal kırıklığı yarattığını, ancak iki toplumun korkuları, hayati çıkarları ve refahına ilişkin kaygılar konusunda farkındalık sağladığını ifade eden Holguin, bölgesel ve küresel gelişmelere de değinerek liderlerin büyük bir baskı oluşmadan bu adımı kendiliğinden atmasını umduğunu dile getirdi. Holguin, GYÖ listesinin uzun yıllardır masada olduğunu ve teknik komitelerin çalışmalarının belirli alanlardaki acil ihtiyaçları kapsadığını da sözlerine ekledi.