Cumhurbaşkanlığı Sağlık Danışmanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı, Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, Kıbrıs ve Türkiye'deki akademik çalışmaların meme kanserinin görülme yaşının 40-49 aralığına gerilediğini ortaya koyduğunu vurguladı. Dünya genelinde vakaların 50-70 yaş arasında yoğunlaştığı bilinirken, bölgede bu tablonun daha erken yaşlara kaydığına dikkat çekti.
Serakıncı, meme kanserinin kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer aldığını belirterek vakaların yüzde 99'unun kadınlarda görüldüğünü ifade etti ve "Kadın olmak en temel risk faktörüdür" dedi. Hastalığın genetik, hormonal ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle geliştiğini aktaran Serakıncı, tüm vakaların yalnızca yüzde 5-10'unun kalıtsal mutasyonlardan kaynaklandığını hatırlattı.
"Genetik yatkınlığa sahip olmak kader değil" diyen Prof. Dr. Serakıncı, çevresel faktörler ve yaşam alışkanlıkları değiştirilerek kanserden yüzde 90-95 oranında korunmanın mümkün olduğunu söyledi. Obezite, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşam, uzun süreli hormona maruz kalma ve radyasyonu başlıca risk faktörleri olarak sıralayan Serakıncı, kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkisini vurguladı.
Hormonal risk faktörleri arasında erken adet görmeyi, menopoza geç girmeyi ve doğum yapmamayı da sayan Serakıncı, östrojen ve progesteron hormonuna uzun süre maruz kalmanın riski artırdığına dikkat çekti. Tıptaki gelişmeler sayesinde kişiye özel ve hedefe yönelik tedavilerin uygulamaya girdiğini belirten Serakıncı, ileri evre hastalarda bile kanserin kronik bir hastalık gibi kontrol altında tutulabildiğini ve yaşam süresinin uzadığını aktardı.
Genetik testlerin her bireye rutin olarak uygulanmadığını da hatırlatan Serakıncı, bilinçsiz yapılan testlerin gereksiz kaygıya yol açabileceği konusunda uyardı. Bu testlerin; ailesinde genç yaşta ya da birden fazla kişide kanser öyküsü bulunanlara, erkeklerde meme kanseri gibi nadir vakalara ve doktoru tarafından akıllı ilaç tedavisi önerilen hastalara yapılması gerektiğini belirtti.